PSİKOTERAPİ

Psikoterapi; mevcut semptomları azaltmayı ve bireyin iyilik halini arttırmayı hedefleyen çeşitli yöntem ve tekniklerin kullanıldığı tedavi edici profesyonel bir yardım sürecidir. Bu süreçte amaç belirlerken genel ve kişisel amaçlardan söz etmek mümkündür. Terapinin genel amacı; kişinin farkındalığını arttırarak kendi sorumluluğunu üstlenmesine ve yaşamını değiştirmesine yardımcı olmaktır. Bu süreçte öncelikle danışanın duygu, düşünce, beden, istek ve ihtiyaçlarının bir başka ifadeyle nasıl bir halin içinde olduğunun fark ettirilmesi amaçlanmaktadır. Sonrasında danışanın bu halin içinde olmayı nasıl seçtiği ve nasıl öğrendiği, eğer isterse bu öğrendiklerinden farklısını öğrenip, farklı şekilde davranarak yaşamını nasıl değiştirebileceğine odaklanılmaktadır. Terapinin kişisel amacı ise; danışanın şikâyet ve ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Terapideki kişisel amaç; kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları, psikosomatik ağrılar, depresyon gibi rahatsızlıklara ilişkin semptomların azaltılması olabileceği gibi bireyin kendini gerçekleştirmesi, ilişkilerinde yaşadığı problemler de olabilir. Buradan hareketle psikoterapi sürecinden hem yoğun psikolojik belirtiler yaşayan hem de kendini tanımak, anlamak ve geliştirmek isteyen kişilerin faydalanabileceğini söylemek mümkündür.

Bireyler yaşadıkları psikolojik sıkıntılar nedeniyle bir uzmandan yardım almak istediğinde ruh sağlığı alanında hizmet veren kişilere ait farklı ünvanlarla, farklı terapi ekolleriyle karşılaşmakta ve kafa karışıklığı yaşayabilmektedir. Bu konuya açıklık getirmek için aşağıda ünvanlar, ekoller ve psikoterapist seçimi yapılırken dikkat edilecek konular hakkında bilgi verilmiştir.

Psikolog, Psikolojik Danışman, Psikiyatrist, Psikoterapist Kimdir, Hangisinden Destek Almalıyım?

  • Psikolog; üniversitelerin Psikoloji Bölümü’nde dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış kişilerin aldığı ünvandır. Lisans mezuniyetinin ardından psikologlar klinik psikoloji, gelişim psikolojisi, sosyal psikoloji, deneysel psikoloji, endüstri ve örgüt psikolojisi gibi çeşitli alanlarda uzmanlıklarını tamamlayabilirler. Bu alanlardan herhangi birinden yüksek lisans eğitimini tamamlamış kişilere “Uzman Psikolog”, klinik psikolojide yüksek lisansını tamamlamış kişilere de “Klinik Psikolog” ünvanı verilmektedir.

  • Psikolojik Danışman; üniversitelerin Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’nde dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış kişilerin aldığı ünvandır. Lisans mezuniyetinin ardından psikolojik danışmanlar; evlilik ve aile danışmanlığı, kariyer danışmanlığı, gelişim psikolojisi, eğitim psikolojisi gibi çeşitli alanlarda uzmanlıklarını tamamlayabilirler. Bu alanlardan herhangi birinden ya da üniversitelerin Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı’ndan yüksek lisans eğitimini tamamlamış kişilere “Uzman Psikolojik Danışman” ünvanı verilmektedir.

  • Psikiyatrist; tıp fakültesinden mezun olup bunun üzerine Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlamış kişilerin aldığı ünvandır. Tıp doktoru oldukları için ilaç yazma yetkileri vardır.

  • Psikoterapist; duygusal, zihinsel ve davranışsal bozuklukları ortadan kaldırmayı ve kişinin iyilik halini arttırmayı hedefleyen yöntem ve teknikleri uygulayabilme yetki ve becerisine sahip ruh sağlığı çalışanıdır. Psikoterapist kavramını çatı bir kavram olarak tanımlamak mümkündür. Yukarıda bahsettiğim lisans ya da yüksek lisans mezuniyetlerini tamamlamış olmak psikolog, psikolojik danışman ya da psikiyatristlere psikoterapi yapabilme yetkisi ve yeterliliği kazandırmaz.Psikoterapist olabilmek için uluslararası akreditasyona sahip, uluslararası geçerliliği olan psikoterapi eğitimlerinden birini tamamlamış olmak gerekmektedir. Yukarıda bahsedilen bölümlerden mezun olmak psikoterapi eğitimlerine katılabilmenin ön koşullarından birisidir. Dolayısıyla psikoterapist olmak için;
  • Üniversitelerin psikoloji, psikolojik danışmanlık ve psikiyatri uzmanlığını tamamlamış olmak,
  • Bu uzmanlıkların ardından uluslararası akreditasyona sahip psikoterapi eğitimlerinden birini tamamlamış olmak,
  • Bu eğitimler kapsamında psikoterapi alanında yetkin hocalar tarafından verilen süpervizyonlara katılmak gerekmektedir.
  • Ayrıca psikoterapi sürecinde iyileştirici faktörlerin başında gelen terapist danışan ilişkisinin uygun zeminde kurulabilmesi için psikoterapistin kendi terapi sürecinden geçiyor olması da dikkat edilmesi gereken noktalardan birisidir.

Psikoterapi mi, ilaç desteği mi?

Bu sorunun cevabı danışanın getirdiği semptomlara ya da içinde bulunduğu duruma göre değişiklik gösterebilmektedir. Psikoterapi ve ilaç desteği birbirinin muadili değildir. Çoğu zaman ilaç ve psikoterapi desteği bütüncül bir tedavi planının parçalarıdır. Burada sadece psikoterapi desteği mi, sadece ilaç desteği mi yoksa ikisi birlikte mi yürütülmeli sorusunun cevabına danışanın durumu değerlendirilerek uzman tarafından karar verilmektedir. O yüzden psikolojik olarak zorlandığınız desteğe ihtiyaç duyduğunuz bir dönemdeyseniz psikoterapiste ya da psikoterapi yapma yetkinliği olan psikiyatriste başvuru yaparak uzmanın önerdiği doğrultuda tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Psikoterapide Ekoller, Hangi Ekolü Seçmeliyim?

Danışanların psikoterapiye başlama kararı aldıklarında yaşadıkları bir diğer kafa karışıklığı da terapi ekolleriyle ilgili olmaktadır. Psikoterapi ekolleri kendi içinde semptomlara bakış açıları, tanı sistemleri, seans sıklığı gibi konularda farklılık göstermekle birlikte; tüm ekollerin nihai amacının semptomları azaltmak ve danışanın iyilik halini attırmak olduğunu söylemek mümkündür. Bu nihai amaca ulaşmak için farklı ekoller farklı yöntem ve tekniklerden faydalanmaktadır. Psikoterapistin eğitimini tamamladığı ekol; getirilen konuyu nasıl ele alacağı, neye odaklanacağı, ne yöne doğru gideceği noktasında terapiste bir yol haritası sunmaktadır.

Günümüzde Psikanalitik Yaklaşım, Psikodinamik Yaklaşım, Geştalt Terapi Yaklaşımı, Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapiler, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Yaklaşımları gibi bir çok terapi ekolünden söz etmek mümkündür. Bu yaklaşımların bir kısmında semptom azaltmak öncelikliyken bir kısmı semptomun ortaya çıkış nedenlerini de ele alan daha uzun süreli terapi yaklaşımlarıdır. Bu ekollerden birinin diğerinden daha iyi olduğunu söylemek ya da birinin diğerinin muadili olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu seçim yapılırken danışanın terapiden ne beklediği ve danışanın içinde bulunduğu durum belirleyici olmaktadır.

Ekollerin kullandığı teknik ve yöntemler birbirinden farklı olmakla birlikte ekoller arasında bazı ortak özellikler de bulunmaktadır. Bu özellikler arasında terapist danışan ilişkisi başta olmak üzere danışanın hazırbulunuşluğu ve motivasyonu da yer almaktadır. Bu yüzden hangi ekolle çalışmayım sorusunun net bir cevabı yoktur. Bu durumda ilk seansta terapi amaçlarının ve terapiden beklentilerin terapistle konuşulup birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Bunun yanında bir çok çalışma terapist danışan ilişkisinin terapideki iyileşme üzerindeki önemine vurgu yapmaktadır. Seanslarda danışanın anlaşılmış ve yargılanmadığını hissetmesi, koşulsuz kabul edildiği bir ilişki içinde olduğunu hissetmesi önemlidir. Bunların aksi yönde bir duygu oluştuğunda, seanslarda bunu ele almak önemlidir. Özetle hangi ekolle çalışmalıyım sorusuna net bir cevap vermek güç olmakla birlikte; terapi eğitimini ve süpervizyonlarını akredite olmuş derneklerden tamamlamış ve kendi terapi sürecinden geçmekte olan, ilişki içinde yargılanmadığınız, anlaşılmış ve koşulsuz kabul edildiğinizi hissettiğiniz bir terapistle çalışmanın uygun olacağı ifade edilebilir.

Psikoterapist seçerken neleri dikkate almalıyız;

  • Mezun olduğu lisans programı: Psikoterapi eğitimlerine katılabilmek için üniversitelerin Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümleri’nden mezun olmak ya da tıp fakültesinden mezun olup Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlamış olmak gerekmektedir. Bu bölümlerden mezun olmak terapi eğitimlerine katılabilmenin ön koşuludur. Psikoterapistin mezun olduğu üniversite ve mezun olduğu bölümleri açık bir şekilde yazmış olmasına dikkat edilmelidir.
  • Tamamladığı psikoterapi eğitimleri: Psikoterapist olabilmek için uluslararası akreditasyona sahip, uluslararası geçerliliği olan psikoterapi eğitimlerinden birini tamamlamış olmak gerekmektedir. Tamamlanan eğitimin hangi dernek tarafından verildiği ve içeriği önemlidir.
  • Süpervizyon: Psikoterapi eğitimi kapsamında alanda yetkin hocalar tarafından süpervizyon almak önemlidir.
  • Terapistin kendi terapi sürecinden geçiyor olması: Bir diğeri ile temas edebilmemizin yolu, kendimizle temas edebilmekten geçiyor ve terapist danışan ilişkisinin terapinin etkililiğinde önemli bir role sahip olduğunu biliyoruz. Bu yüzden terapistinizin kendi terapi sürecinden geçiyor olması önemli kriterlerden birisidir.

Unutmayınız; tıpkı bir doktora gittiğinizde, o kişinin yetkinliği ve uzmanlığından emin olmak istediğiniz gibi, bir ruh sağlığı uzmanına başvurduğunuzda da bu kişinin uzmanlık derecesini, hangi eğitimleri tamamladığını, hangi terapi yöntemlerini uyguladığını sormak hakkınız. Her meslekte olduğu gibi ruh sağlığı alanında da etik ilkelerden uzak, mesleği kötüye kullanan mesleki yeterliliği olmayan kişilerin sayısı oldukça fazla. Bu yüzden nasıl ki bedeninizi emanet ettiğiniz hekimleri araştırıyorsanız ruhunuzu emanet ettiğiniz uzmanlarla ilgili de gerekli araştırmaları yapınız.

Psikoterapi ne değildir?

  • Psikoterapiyi danışanın huzur bulduğu, rahatladığı bir yer olarak tanımlamak doğru değildir. Seanslarda yapılan sorgulamalar ve fark edilen bazı konulardan dolayı çoğu zaman seanslardan beklenilenin aksine daha huzursuz ve gergin ayrılabilirsiniz ve bu durum normaldir. Ancak uygun uzmanla birlikte çıkılan bu yol uzun vadede danışana kalıcı fayda sağlamakta, psikolojik belirtilerin azalmasına ve içsel dengenin sağlanmasına destek olmaktadır.

  • Terapi süreci arkadaşla, dostla yapılan sohbet değildir, profesyonel ve tedavi edici bir ilişkidir. Akıl verme, yönlendirme yapma, yol gösterme yoktur. Danışanın ihtiyaçları doğrultusunda, danışanın hazır bulunuşluğu göz önüne alınarak danışanın hızında eşlik söz konusudur. Bu eşlik sırasında kullanılan yöntem ve tekniklerle danışana farkındalık kazandırmak terapi amaçlarından birisidir.

  • Terapi süreci iniş çıkışların olduğu bir yolculuktur ve bu süreçte iyileşme doğrusal değildir. Bazı seanslarda ilerleme gözlenirken bazı seanslarda kişi kendini geldiği noktanın daha gerisinde hissedebilir. Danışanın değişim için hazır bulunuşluğu, getirilen konunun içeriği, çevresel destek mekanizmaları gibi birçok faktör bu süreci etkilemektedir. Süreç içerisinde ilerleme ve gerilemelerin bir arada olabileceğini ve bu durumun normal olduğunu bilmek önemlidir.

  • Terapiye devam etmek başlamaktan daha zordur. Seanslarda fark edilen zorlayıcı durumlar ve buna eşlik eden duygular danışanın seanslara devam etmesini zorlaştırmakta bazen de danışanda seansları bırakma isteği uyandırmaktadır. Bu gibi durumlarda içinde bulunduğunuz durumu terapistinize iletmeniz ve birlikte bu zorlanmayı ele almanız uygun olacaktır.

  • Danışanlar seanslara başladığında semptomların hızlıca azalmasını ve iyileşmenin hızlıca gerçekleşmesini bekleyebilir. Ancak seanslara getirilen şikayet ve belirtilerin buzdağının görünen kısmı olduğunu, belirtilere dair uzun vadede kalıcı değişiklikler olması için buz dağının altında kalan kısmı anlamanın önemli olduğunu belirtmek isterim. Bu nedenle iyileşmenin zaman alan ve emek verilmesi gereken bir süreç olduğunu söylemek mümkündür.

Seanslar hakkında:

  • İlk görüşmede danışana terapi süreci hakkında bilgi verilir. Danışanın ihtiyaçları ve terapiden beklentileri doğrultusunda terapi amaçları belirlenmeye çalışılır ve danışanla birlikte yol haritası çizilir.

  • Seans sıklığına ilk seansta danışanın getirdiği problem durumu göz önüne alınarak birlikte karar verilir. Özellikle seansların başlangıcında haftada bir ya da iki haftada bir aralıklarla seansların gerçekleştirilmesi terapinin etkililiği açısından önemli görülmektedir.

  • Seans süresi ortalama 45 dakikadır. Danışanın randevuya geç kalması durumunda görüşme süresi uzatılmamakta planlanan saatte seans sonlandırılmaktadır.

  • Önceden belirlenmiş olan randevu iptal edilmek istendiğinde en geç 24 saat öncesinden haber verilmesi beklenmektedir.

  • Seansların ne zaman sonlandırılacağı danışanın ihtiyacına ve kendini destekleme kapasitesine göre farklılık göstermektedir. Terapi süreci devam ederken danışanla ara değerlendirmeler yaparak danışan için uygun olan sonlandırma zamanına karar verilir.

  • Seanslar online ve yüz yüze olarak gerçekleşmektedir.

  • Öngörüşme yapılmamaktadır.